Türkü | wWw.YeniBirForum.iNFo » Yeni Çıkan Albümler, Albüm Tanıtımları, Şarkı Sözleri, Türkü Arşivi, Video Klipler

Tnk Türkü 2010

Tnk Türkü

Mp3 İndir

Tnk Türkü
Gökyüzünü kara bulutlar alsa da
Her yerini umutsuzluk sarsa da
Birçok şeyi görmez olup yalnız kaldınsa
Derin derin düşünüp uzağa gidince

Kuşlar haber verir sana
Kuşlar der ki üzülme buna

O der çeken bilir
Kuşlar der ki acılar güç verir

Tnk Türkü İndirTnk Türkü YükleTnk Türkü KaydetTnk Türkü Download

Yorum Ekleyin ? Nisan 30th, 2010

Sen Gelmez Oldun 1

Sen Gelmez Oldun 1 Türkü Sözleri


Biz bu son baharda bulusacaktik
Bahar geldi geçti sen gelmez oldun
Taslara mi döndü galbin gelmedin
Aylar geldi geçti sen gelmez oldun

Sen gelmez oldun
Sen gelmez oldun
Sen gelmez oldun yarim

Gözlerim yolda beklerim amma
Sen gelmez oldun

Demistin kapina gelirim diye
Kulagim kapida ses vermez oldun
Bos yeremi yemin ettik ikimiz
Kuslar yuva kurdu sen gelmez oldun

Sen gelmez oldun
Sen gelmez oldun
Sen gelmez oldun yarim

Gözlerim yolda beklerim amma
Sen gelmez oldun

Sen Gelmez Oldun 1
Yöre; Azerbaycan Ozan; Elekber Tagiyev

Yorum Ekleyin ? Mart 16th, 2010

Ben Melamet Hirkasini (Kime Ne) 1 Türküsü

Ben Melamet Hirkasini (Kime Ne) 1 Türkü Sözleri
Halk Müzigi ve Sanat Müzigi formlarinda degisik ezgilerde söylenmektedir.

Ben melamet hirkasini
Kendim giydim eynime
Ar u namus sisesini
Tasa çaldim kime ne

Gah çikarim gökyüzüne
Seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne
Seyreder alem beni

Gah giderim medreseye
Ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye
Dem çekerim kime ne

Sofular haram demisler
Bu askin sarabina
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne

Ben yitirdim ben ararim
Yar benimdir kime ne
Gah giderim öz bagima
Gül dererim kime ne

Sofular secdederler
Mescidin mihrabina
Benim ol dost esigidir
Secdegahim kime ne

Nesimiye sordular ki
Yarin ilen hos musun
Hos olayim olmayayim
O yar benim kime ne

Ben Melamet Hirkasini (Kime Ne) 1
Yöre; Ozan; Kul Nesimi

Yorum Ekleyin ? Mayıs 7th, 2009

Yorum Ekleyin ? Şubat 19th, 2009

Harun Keskin -Seviyorum be-2009

ANADOLUNUN DAĞLARINDA YANKILANAN KESKİN SES
Albüm henüz piyasaya çıkmamasına rağmen internet ortamında güzel bir yol izliyor ve her geçen gün dinleyicilerin beğenisini topluyor.Sadece internette yayınlanan şarkılar, çok yakında radyolarda da dönmeye başlayacak.Dinleyicilerden gelen talebe göre en çok istek alan esere video klip çalışması yapılıp müzik kanallarında yayınlanacak.

MÜZİKAL ANLAMDA ZENGİN İÇERİĞE SAHİP VE KALİTELİ BİR ALBÜM
Albümdeki eserler ,Türk müziği’nin içeriği bakımından ve Türk müziği’nin zengin melodik yapısı bazalınarak ,seçilerek hazırlanmış.Ayrıca albümde,enstrümanların saf ve sade,temiz çalındığı dikkat çekiyor.Albümün bağzı eserlerinde, sanatçının vokallerinin daha ön planda olduğuda açıkca görülüyor.Albüm saund bakımından parlak ve titiz bir yapıya sahip.

Okumaya Devam ... 2 Yorum Şubat 10th, 2009

Sefil Baykuş Türküsü

Sefil baykuş ne yatarsın bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani

Hani ya! Bülbül gibi şakıyan; aşkı gözlerden okuyan dillerin hani?.. Hey gidi onbeş yaşın Suna’sı hey ! . Toprağa girecek yaş mı bu ! ..

Varıp türküye sorsan “Ey türkü nedir bu Sefil Baykuş öyküsü… neyin nesi bu Suna kız”. Türkü dillenir. Öyküler meseleyi.

Recep derler bir genç vardı, Kars’ın Kağızman’ında Recep’in babası Ağa Dede adlı bir rençberdi. Oğlunun okuma-yazma yaşına gelince, Hafız Lütfi Efendi’ye yolladı onu. Eskiden nerde şimdiki okullar. Varsa yoksa medreseler. İşte Recep’te gözlerini Hafız Lütfi Efendi’nin medresesinde açtı çevreye.. Sesi güzel olduğu için de hocası onu çok seviyordu. Recep oniki yaşına gelince, medresede ders vermeye başladı. İyi, hoş ama, Yaşının da ergenliğe geçiş dönemi: Öğrenciler arasında kızlar da var. Hele bunlar arasında emmisinin kızı Suna var ki, bir içim su.. Suna da onun yaşlarında, çocuk daha. Ama, Recep’in ilgisini anlıyor. İçten içten de boş değil Recep’e. Recep derseniz günden güne tutuluyor Suna’ya. Uykuları kaçar oluyor, rahat, huzur hak getire. Medreseyi terkedip, dağlara düşüyor. Elinde sazı, çalıp; söylüyor. Yaktığı türküler de hep Suna’nın üstüne. derken, mesele Recep’in babasının kulağına gidiyor. Babası olgun adam..Varıp Sunâ nın babasına açıyor konuyu. “Valla kardeş durum böyleyken böyle bizim oğlan deli divana. Dağlara düştü. Suna der de başka birşey demez…. Allah kısmet etmişse, baş-göz edelim çocukları. Elin akıllısından, bizim delimiz iyidir” diyor.

Suna’nın babası dinliyor kardeşini. Sonra da: “İyi ya kardaşım. Anşa evdeyken, Suna’yı nasıl veririm. Elalem ne der. Büyüğü dururken, küçüğünü verdi. Törelere karşı geldi demezler mi? Suna olacağına, Anşa olsun” der. Recep’in babası ilkin hık-mık eder, sonra da: “Gençtir. Çabuk unutur. EI kızı geleceğine, Anşa olsun” der. Eee devir eski devir, töreler baskırı. Emmioğlu, emmikızıyla evlenecek. Onunda ilkin büyüğü gelin olacak. Kim ne der. Haber Recep’in kulağına gelince, vurulmuşa döner… Ama, ağzını açıp da babasının kararına karşı gelmek ne haddine, boynunu büküp oturur. Suna derseniz, olanlardan habersiz. Ona kalsa, ömür boyu bekleyecek Recep’i. “Anşa evlenir giderse sıra bana gelir. Bende Recep’e varırım” hesap ediyor Suna. Ama, iş açığa çıkıp durumu öğrenince iki göıü, iki çeşme Suna’nın. Ağlamak için kenar köşe anyor. Sonra da iki elinin arasına alıyor başını. Haykıra haykıra ağlıyor. Başka da birşey gelmiyor elinden. “Hayır Recep beni istiyor, ben de Recep’i” dese, kim dinler. Üstelik elaleme rezil olur. Babasının anasının da yüzüne bakamaz. Boynunu büküp bekliyor.

Uzun sözün kısası, Recep’le Anşa’nın düğünü yapılıyor. Başgöz olup çekiliyorlar evlerine. Ama, nerde Suna; nerde Anşa. Recep’in gönlü illaki Suna diyor. Kimseye belli etmek istemiyor. İçini türkülerle döküyor, dertli dertli çalıp, türküler yakıyor Suna’ya. Gece gündüz demeyip, dağ-bayır; ova yayla dolaşıp duruyor. Medreseyi de, hafızlığı da bırakıyor… Bir tek “Hıfzı” takma adı kalıyor hafızlığından. Türküleri de dilden dile dolaşmaya başlıyor. Duyan duymayana; bilen bilmeyene söylüyor.~Kağızman’lı Hıfzı’nın türkülerini.

Suna derseniz içine kapanık. Arada bir ablasına gittiğinde görüyor Hıfzı’yı. O kadar!.. Onda da dertlenip dönüyor eve. İçine atıyor hep. Hıfzı, Suna’yı alsa kaçsa; töreler! hlâki babasının, emmisinin şerefi. Bakıyor oluru yok, Sunâ sız yaşamak zor, çareyi gurbette anyor. “Alır başımı giderim. Olaki unuturum. Gözden ırak olan, gönülden de olurmuş” diye teselliyi gurbette aramaya çıkıyor. Babasına da geçimi sebep gösteriyor. “Baba bu geçimle iki ay baş edemez. Ben Anşa’yı alıp gurbete gidiyorum. Üç-beş kuruş biriktirir döneriz” diyor. Babası karşı koymak istiyorsa da Hıfzı kararlı. Çok geçmeden de yükünü sırtlayıp, yollara düşüyor. Şura senin, bura benim. Vara vara Çukurova’ya varıyorlar. Toprağı bereketlidir Çukurova’nın diye duymuştur. Gidip bir çiftliğe yerleşiyorlar. Ufak tefek işlerine bakıyorlar çiftliğin. Kendisi at arabasını süriiyor. Tarlaya gidip geliyor. Ekim dikimle uğraşıyor. Anşa da, çiftlikte yemek yapıyor, ortalığı temizliyor. İnek sağıyor. Geçinip gidiyorlar. İyi. Hoş. Ama, Suna aklından çıkmıyor Hıfzı’nın. Unuturum diye çıktığı gurbet, daha çok yakıyor içini. Rüyalarına giriyor Suna. Derdini bir tek kavalına anlatıyor. Anşa hiç bir şey anlamıyor. Ağzını açıp iki çift laf etmiyor zaten Hıfzı’yla. İki yabancı gibiler evde. Bunlar böyleyken, acaba Suna ne yapar? Suna ne durumdadır? Haberi Suna’dan verek.

Hıfzı Kağızman’dan çıkıp gurbet yoluna düşünce, Suna’nın içini de kurt kemirmeye başladı. Eriyip akmaya başladı Suna. Yanaklarındaki on beş yaşın pembeliği, yerini, limon rengine bıraktı yavaş yavaş. Sararıp soldu Suna. İlaçtı yatırdı boş!. . Kimse çare olamadı Suna’nın derdine. Bir de şu var; yaşlılardan bazısı ancak evlenirse iyileşir bu, diyor. İsteyeni de çok Suna’nın. Babası uygun birini kestirip, işini bitirdi. Kimse de Sunâ ya bir şey sormadı. Bir yandan, sırtı kesiliyor, düğün hazırlığı yapılıyor; öteki yandan derdine çare aranıyor Suna’nın. Küt küt öksürüyor, soğuk soğuk terliyor Suna. Kimsenin olmadığı yerlere çekilip için için de ağlıyor. O kadar. Bir tek rüyalarda teselli buluyor. Rüyalarında Hıfzı’yı görüyor hep. Kuş olup uçuyor Hıfzı. Gelip evin bahçesine konuyor. Sonra kocaman kanatlarını vurup iniyor aşağı kaptığı gibi havalara uçuyor Suna’yı. Suna da kollarını kanat gibi çarpıyor. O da Hıfzı’yla uçuyor. Dağları ovaları geçip, gözden kayboluyorlar. Sonra ılık bir ter basıyor yeniden. Açıyor gözlerini ağlıyor ağlıyor.

Uzun sözün kısası; ince hastalık yakıp kavuruyor Suna’yı.. Gün güne de eriyip akıyor. Bir deri, bir kemik kalıyor… Öte yandan düğün günü de gelip çatıyor… Bir yanda saz söz; bir yanda davul zurna. Yeniyor içiliyor. Buz gibi şerbetler dağıtılıyor… Gelinlik elbisesi de çok yakışıyor Suna’ya. Düğünün ikinci gecesinde Suna yataklarda.. Bakıyorlar olacak gibi değil, erteliyorlar düğünü. Suna’nın son yatağa düşüşü oluyor bu. Bir daha çıkamıyor yataktan. Hıfzı’nın adını sayıklaya sayıklaya, son nefesini veriyor. Evin şenliği, yasa dönüyor. Gelinlik elbiseleriyle koyuyorlar mezara Suna’yı. Başına da “Murad almamış gelin” diye yazıyorlar.

Suna’nın son nefesini verdiği gece, Hıfzı sabaha kadar uyuyamıyor. Kan ter içinde dönüp duruyor yatağında. Gözlerinde Suna’nın hayali. “tez gel” diye yalvarıyor. Gözlerini kapasa, rüyasında Suna. Sabahı iple çekiyor Hıfzı. Sabahın erkeninde kalkıp, Anşa’ya: “Tez hazırlan memlekete döneceğiz. Zaten gurbetin hayrı yok. Elimiz görüyor, cebimiz görmüyor. Hasretlik de cabası”. Varıp çiftlik sahibine anlatıyor durumu. Tez elden yola çıkıyorlar. Şura senin; bura benim. Günlerce yol tepip, ulaşıyorlar Kağızman’a. Tez varıp Suna’yı soruyor Hıfzı. Ağlayarak durumu anlatıyorlar… Olduğu yere yıkılıyor Hıfzı. Başı ellerinin arasında, saatlerce ağlıyor. Sonra sazını alıp, Suna’nın mezarına gidiyor. Mezar taşına bir baykuş konmuş, figan etmektedir. Bir kenara da Hıfzı çekilir…. Vurur sazın tellerine.

Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani
Küsmüş müsün selamımı almazsın
Şeyda bülbül gibi dillerin hani

Ecel tuzağını açamaz mısın
Açıp da içinden kaçamaz mısın
Azat eyleseler uçamaz mısın
Kırık mı kanadın kolların hani

Aç mısın, yok mudur ekmeğin aşın
Odan ne karanlık, yok mu ataşın
Hanidir güveyin, hani yoldaşın
Hani kapın bacan, yolların hani

Kara yerde mor menevşe biter mi
Yaz baharda ishak kuşu öter mi
Bahçede alışan, çölde yatar mı
Uyan garip bülbül güllerin hani

Burda yorgan döşek, yastık var mıdır
Bu geniş dünyada yerin dar mıdır
Dalın tahta duvar, önün yar mıdır
Yeşil başlı Suna’m güllerin hani

Körpe maral idin dağlarımızda
Dolanırdın solu sağlarımızda
Taze fidan idin bağlarımızda
Felek mi budadı dalların hani

Düğününde acı şerbet içildi
Gelinlik esvabın dar mı biçildi
İlikle düğmele göğsün açıldı
N’oldu kemer-beste belleri hani

Alışmış kaşların var mı karası
Ala idi gözlerinin binası
Kocaldın mı on beş yaşın Suna’sı
Yok mudur takatin, hallerin hani

Aç kapıyı emmim kızı gireyim
Hasta mısın halin sual edeyim
Susuz değil misin bir su vereyim
Çaylarda çalkanan seslerin hani

Yatarsın gaflette gamsız kaygusuz
Ninni balam ninni kalma uykusuz
Hem garip hem çıplak, hem aç hem susuz
Felek fukarası malların hani

Her gelip geçtikçe selam vereyim
Nişangah taşına yüzler süreyim
Kaldır nikabını yüzün göreyim
Ne çok sararmışsın alların hani

Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı, balam şalların hani

Daha seyrangaha çıkarmaz mısın
Çıkıp da dağlara bakamaz mısın
Kaldırsam ayağa, kalkamaz mısın
Ver bana tutayım ellerin hani

Bir kuzu koyundan, ayrı ki durdu
Yemez mi dağların kuşiyle kurdu
Katardan ayrıldın, şahin mi vurdu
Turnam, teleklerin tellerin hani

Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın
Uyandın da taş yastığa dayandın
Aslı hanım gibi kavruldun yandım
Yeller mi savurdu, küllerin hani

Hıfzı sorar da Suna durur mu? Suna’nın cevabını da şöyle dillendirir halkımız:

Emmioğlu küsmemişim ben senden
Ölüm lal eyledi, dillerim yoktur
Eğdi kametimi, büktü belimi
Kalkamam ayağa hallerim yoktur

Haber edin kuşlar çeksin yasımı
Yuva yapsın püskülümü gesimi
Koymadılar doldurayım tasımı
Havuzdan ayrıldım, sellerim yoktur

Bende Hıfzı gibi tezden uyandım
Uyandım da taş yastığa dayandım
Aslı Hanım gibi, kavruldum yandım
Sam yeli savurdu, küllerim yoktur

Kaynak:
Yaşar Özürküt
Türkülerin Dili
Ankara Kültür Kurumu Yayınları
Stockholm 1987
Aşık Gülabi’den Türküyü Dinlemek için Tıklayın

Yorum Ekleyin ? Ocak 11th, 2009

İki Çello Bir Anadolu – BreathOf Anatolia With Two Cellos 2009

İki Çello Bir Anadolu - BreathOf Anatolia With Two Cellos

1. Yörük Ali Efe Zeybeği
2. Katibim (Üsküdar’a Gider İken)
3. Yemen Türküsü (Havada Bulut Yok)
4. Süit I
5. Süit II
6. Süit III
7. Süit IV
8. Süit V
9. Süit VI
10. Süit VII
11. Süit VIII-IX
12. Süit X
13. Süit XI
14. Süit XII
15. Çanakkale Türküsü
16. Kırmızı Buğday
17. Kazım Ağıtı
18. Silifke’nin Yoğurdu
19. Aman Doktor
20. Yörükler Yaylası
21. Erzurum Yıldızı
22. İzmir Zeybeği
23. Vardar Ovası
24. Altın Bişşik
25. Sivas Halayı
26. Ay Gız Adın Amandır
27. Ağıt
28. Hüdayda (Fidayda)
29. Beyaz Giyme
30. Niksar’ın Fidanları

forumlarımızda

Yorum Ekleyin ? Ocak 6th, 2009

Yollarına Karmı Yağdı Türküsü Güler Duman Gizem Özdil

Yollarına Kar Mı Yağdı Gelmiyorsun Nazlı Nazlı
Yollarına Kar mı yağdı

Yorum Ekleyin ? Aralık 29th, 2008

Seyduna Türküleri Hakan Yeşilyurt Acıya Gülmek

öpüyorsam ayrılığı gözünden
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
sana olan sevdamdandır bilesin
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin

meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin

biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını
ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.
apansız pencerende gülümsüyor güneş ne güzel!
bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.
iştahla biliyorsun yaşamaktır aşk
geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda
delice bir yangın parmaklarının buzulunda
ah şahrud
her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli!

karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
Hakan Yeşilyurt Acıya Gülmek

Yorum Ekleyin ? Aralık 27th, 2008

Serpil Kalk Gidelim Deli Gönül

Serpil Kalk gidelim deli gönül Muhabbet türküleri

eğer videoyu izleyemiyorsanız video sitemizi ziyaret ediniz
http://www.codeboot.com/watch.php?video=FJ9A4LtCfzs

Yorum Ekleyin ? Aralık 21st, 2008


Takvim

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Arsiv

Kategoriler